Siyaset felsefesi tarihi, baskıcı ve otoriter anlayışın kaynağını arayan çalışmalarla doludur.
Baskıcı ve otoriter anlayış tek tip insan, tek tip toplum arzular.
Tek tip insan ve tek tip toplum anlayışını resmeden sayısız fikir adamı ve filozof un yazdıkları eserler bu baskıcı iktidarlara yol gösterici olmuştur.
Eflatun İdeal Devleti, Bacon Yeni Atlantis’i, Thomas Moore Ütopya’yı ,Orwell 1984’ü, Campanella’ Güneş Ülkesini, Zamyetin Biz’i yazarken bu tek tip toplum anlayışını ya da özlemini kaleme almıştır.
Bütün bu eserlerde totaliter anlayışın kutsandığı bir yönetim biçimi anlatılmaktadır.
Karl Popper, çok eleştirilse de totaliter devleti ve şiddeti Eflatun’a dayandırır.
Ünlü eseri Devlet’te yönetim hakkının sadece küçük bir azınlıkta bulunabileceğini ve sadece bu seçkin yönetici sınıfının kitleleri sevk ve idare edebileceğini ifade eder. O’na göre “İlkelerin en büyüğü erkek kadın hiç kimsenin öndersiz kalmamasıdır. Kimsenin aklı kendi girişkenliği ile iş becermeye alışmamalıdır.”
Kanunlar eserinde resmi ideolojiden ayrılan herkesin şiddetle cezalandırılmasını ister.
Bu düşünceye göre yönetici sınıftan geri kalanına düşen sadece itaattir.
**
İngiliz yazar George Orwell’in 1984 isimli distopik romanı egemenliğin tek bir partiye ait olduğu Okyanusya isimli bir ülkede yaşananları anlatır.
Okyanusya INGSOS isimli bir tek parti ve bu partinin sonsuz kudrete sahip yöneticisi Büyük Birader-Big Brother tarafından yönetilen ve yaşayanlarının her anı kameralarla gözetlenen bir ülkedir.
Okyanusya’nın siyasal düzenini dört bakanlık oluşturmaktadır.
Tek partinin gerçeklerini sürekli yeniden üreten ve toplumsal gerçekliği tahrif ederek bastıran, tek parti düzenine tehdit unsuru oluşturabilecek geçmişe ait her türlü bilgiyi sildiren Doğruluk Bakanlığı,
Halkın yaşadığı yoksulluğu büyük bir zenginlikmiş gibi sunan günün her saati ekonomik veriler yayınlayarak Okyanusya ekonomisinin ne kadar iyiye gittiğini topluma ileten Bolluk Bakanlığı,
Sistemi, yasaları ve kurulu düzeni korumak ve yürütmekle görevli, sistem muhaliflerini yakalayarak cezalandıran, beyinlerini yıkayarak yeniden topluma kazandıran Sevgi Bakanlığı,
Ve Okyanusya’nın diğer devletlerle yaptığı savaşlarda kazandığı başarılar ve kahramanlıklar hakkında toplumu bilgilendiren Barış Bakanlığı.
Okyanusya’nın tek ve tartışılamaz lideri Büyük Birader’dir. Bütün bilginin kaynağı, erdem ve faziletin sahibi, her başarının mimarı Büyük Birader’dir. Posterleri bütün cadde, sokak ve
merkezleri süslemektedir. Bütün gücün sahibi Büyük Birader topluma şu sloganlar seslenmektedir; Büyük Birader’in gözü sende.
INGSOS, Okyanusya’daki tek partidir. İç parti üyeleri ve dış parti üyeleri olmak üzere iki gruptan oluşur. Partinin sloganı özgürlük köleliktir.
Okyanusya toplumu üç katmandan oluşur. İç parti üyeleri dış parti üyeleri ve proleterler. Partiye üye olanlar hiçbir konu hakkında özellikle siyasi konularda düşünmezler ve sadece kendilerine verilen görevleri yaparlar. Onlar adına parti düşünür. Kimi sevecekleri, kimden nefret edecekleri parti tarafından belirlenir. Toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan proleterler ise fakir, eğitimsiz ama Yüce Lider Büyük Birader’e sonsuz sadakatle bağlı kesimdir.
Okyanusya bir basına da sahiptir. Ama Okyanusya’da basın toplumu bilgilendirmek için değil tek parti INGSOS’un gücünü her an toplumun üzerinde hissettirmek ve Büyük Biraderin ideolojik propagandası için vardır.
Okyanusya’da düzen toplumun her hareketi, düşüncesi, duygularını kontrol edilerek sağlanır. Okyanusya’da toplumsal düzen basittir. Eşitsizlik ve fakirlik kalıcıdır. Herkes kameraların gözetimi altındadır.
Okyanusya’da siyasal sistem için tehlikeli görülen, Okyanusyalıları düşünmeye sevk etme ihtimali olan bütün kelimeler kullanımdan çıkarılmıştır. Bazı kelimelerin de içeriği değiştirilmiştir. Cahillik güçtür, özgürlük köleliktir gibi.
Okyanusyalıların düşünmeye ihtiyaçları yoktur. Neyi düşüneceklerini, neyi söyleyeceklerini sistem belirlemektedir.
Okyanusya’da en büyük suç sanat ve düşüncedir.
Düşünce Polisi sanat ve düşünce ile uğraşanları bulup, yakalayıp, beynini yıkayarak topluma kazandırmaktadır.
Kahramanımız Winston Smith işte içinde bulunduğu bu baskıcı sisteme başkaldırır. Günlüğüne düştüğü ilk not kahrolsun büyük biraderdir ama yakalanarak ağır işkencelere maruz kalır. Sonunda kendisine destek olan sevgilisini ihanet eder ve canını kurtarır.
**
Baskıcı ve totaliter sistemlerin genel karakteristiğini muazzam bir çerçevede ortaya koyan George Orwell bu distopik romanında mutlak güce ulaşan iktidarların baskıcı uygulamalarını, kurgu gerçeklerle toplum üzerinde kurulan otoriteyi resmeder.
Denetlenemeyen iktidarların toplumları nasıl köleleştirdiklerini anlatır.
İktidar tekelleşmişse, Yasama, yürütme bir tek kişide toplanmış,
Yargı bağımsızlığı kaybolmuşsa, İktidar, Meclis tarafından denetlenemiyorsa
Sistem kendinden olmayanı ötekileştiriyorsa Orwell’in distopyası çok uzaklarda değil demektir.
Bu yüzden devlet-toplum arasındaki güç ilişkisi dengelenmeli ve temel hak ve hürriyetler mutlaka güvence altına alınmalıdır.
Aksi halde denetlenmeyen iktidarların yaşadığı güç zehirlenmesi toplumları felakete sürüklemektedir.
MÜJDAT ÖZTÜRK