Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yönetim Kurulu
    • Yönetim Kurulu
    • Bilgeler Kurulu
  • İl Temsilcilikleri
  • Basında Biz
  • Amacımız
  • Kuruluş Nedenimiz
  • Anasayfa
  • /
  • Güncel
  • /
  • İNSANI YAŞAT Kİ; DEVLET YAŞASIN – Salih Burak Demirkaya

İNSANI YAŞAT Kİ; DEVLET YAŞASIN – Salih Burak Demirkaya

19 Ekim 2024
Spread the love

Şeyh Edebali’ye rivayet edilen bu söz, devlet ve millet arasındaki bir nevi toplumsal sözleşme niteliği taşıyan bir şiarı gözetmektedir, Devlet bir milletin siyasal olarak örgütlenip ortak hedefler dairesinde kader birliği yaptığı üst aygıttır, erken dönemlerde kesin itaat kavramıyla devlet, hiyerarşik olarak vatandaşlarının üstünde gözükse de modern devlet tanımı artık itaat bağından ziyade devlet ve millet arasındaki toplumsal bir sözleşme ile açıklanır. 

İşte bu sözleşme içerisinde iki tarafından da birbirlerine karşı yükümlülükleri ve ödevleri vardır, bu görevlerde meydana gelecek aksamalar sosyal hayat içerisinde bozucu etkilere yol açmaktadır, Devlet en basit anlamda asayiş, dış güvenlik, hukuk, eğitim ve sağlık gibi faaliyetleri tabana yayarak,vatandaşlık hakkından kaynaklanan bu yetkilerini her bir ferdine eşit olarak ulaştırmakla yükümlüdür. Büyük düşünür İbn-i Haldun’ göre Asabiye ve Umran olarak tanımladığı iki kavramla toplum dayanışması ve medeniyet arasında bir ilişki kurmaktadır, toplumu öncelikle aralarında kan bağı bulunan grupların tehlikelere karşı beraberce verdikleri şeref ve haysiyet refleksi olarak görmekte ikinci aşamada siyasal bir örgütlenmeyle kan bağının da ötesine geçerek aynı amaçla bir araya gelmeyi asabiyet kavramıyla açıklamaktadır. 

Sosyal çürüme bireyler arası güvenin azalması, evrensel ahlak ilkelerinin göz ardı edilmesi ve bu güven azalmasına bağlı olarak sosyal bağların ve toplumu oluşturan kimliklerin terkedilmesine gitmektedir. Çok değil iki kuşak geriye gittiğimizde imece denilen toplumsal yardımlaşmayı öğütleyen konuları ders kitaplarında görmek mümkünse de artık bundan bahsetmek mümkün değildir.

Anlaşılmaktadır ki bu toplumsal bağın temelinde kan bağı yani aile, sonrasında bir kavim ve millet yer almaktadır, gelelim yazımızın konusu olan insanı yaşatma kavramına,1990 sonrası yükselen Neo-liberal politikalar neticesinde toplumda bireyselleşme artmış, geniş aileler yerlerini daha küçük çekirdek ailelere bırakmışlardır, insanoğlu tekilleştikçe İbn-i Haldun’un sözünü ettiği ortak bir amaç uğrunda bir araya gelme fikrinden uzaklaşmış ben merkezli bir hayata geçiş yapmıştır. 

Devlet ve millet sözleşmesi güç ve maneviyatın birlikteliğiyle açıklanır, burada ki maneviyat da ahlakla açıklanır. Bu sözleşmede meydana gelecek her türden kırılma sosyal çürüme dediğimiz toplumun genel ahlak ve geleneklerinden kopuşunu getirir.

Ekonomik kriz dönemlerinde bu bozulmanın şiddetinin arttığına şahit oluruz, son üç ay ülke gündeminde esen sosyal çürüme fırtınası bu bozgunun eseridir, devlet erkinin böyle dönemlerde tercih ettiği iki genel yön hakimdir, birincisi kendi eliyle ve kendi tercihi ile yarattığı boşlukları dolduran organize ve sistemli çıkar gruplarının ortaya çıkışı ikincisi herhangi bir izin doğrultusunda hareket etmeyen çete ve benzeri yasadışı oluşumların meydana gelmesidir. 

Burada başka bir kavram olarak devlet yönetiminde yukarıdan aşağıya kadar hiyerarşik olarak tek bir kural koyucunun sanki kutsal bir karar verici gibi hareket etmesi olarak nitelenebilecek keyfiyet kavramını da ele alabiliriz, bunu küçük bir müdürden belediye başkanına kadar başkasına söz ve fikir hakkı tanımayan herkes için söyleyebiliriz bu dahil bir sosyal çürüme örneğidir.

Devletin daha önce bahsi geçen görevlerindeki aksama ekonomik kriz dönemlerinde olumsuz yönde artış göstererek toplumda dezavantajlı gruplar oluşumuna sebep verir, bu gruplar zaman içerisinde toplum sözleşmesinde kendilerine düşen ödevlerini yerine getirmeyerek başka dezavantajlı grupların meydana gelmesine sebep olurlar, buradan hareketle gelirin adaletli dağıtılmaması ve sosyal çürüme arasında doğrudan bir orantı vardır. TÜİK verilerine göre ülkemizde genç işsizlik % 30 oranındadır kısaca her üç gençten biri işsizdir, mal varlığına karşı işlenen suçlarda suçluların kahir ekseriyetinin 25-34 yaş arasında olduğunu görmekteyiz bu noktada azalan geniş aile kavramının ve fikir birliği içerisinde hareket etmenin her şeyden önemlisi eğitimin önemi bir kez daha gün ışığına çıkıyor. Ekonomik eşitsizlik bireylerin suça karışma olasılıklarını arttırır bilhassa gelişen sosyal mecralar ve her türden şiddet pornografisi genç bireylerin suça yatkınlığını tetikleyici unsurlardır.

Sosyal çürüme her zaman kötü sonuçlara yol açmaz modern devlet kavramında bireyler bu çürümeye karşı ortak bir paydada birleştiklerinde sosyal çürüme nitelik değiştirerek refah devleti olarak tanımlanan daha sonra sosyal devlet olarak literatüre girmiş devlet düzenine geçiş yapabilirler fakat ülkemizde etkisini arttıran bu çürüme konusu statik yani durağan bir hale gelmiştir, konu kendisine dokunmadığı sürece herkes mevcut konumunu korumaktan memnundur, hesap verebilirlik ve şeffaflık sisteme yerleştirilmediği sürece toplum nazarında suçun cezasız kalacağı fikri yeşermeye devam edecektir. 

Diyarbakır Narin olayı, şiddet gören kadınlar, borsa manipülasyonları, yeni doğan çeteleri, bir savcımızın makamında tehdit edilmesi ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz birçok vaka bu sosyal çürümenin eseridir, toplum olarak sokakta sıkılıkla duyduğumuz nasıl bu hale geldik sorusunun cevabı tam olarak bu ahlaki erozyondur.

Sorunun çözümü elbette bugünden yarına karar verilerek çıkacak yasalarla alınacak önlemlerle halledilecek kadar basit değildir, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlıklarına, bu süreci tersine çevirmek , buradan bir kurtuluş reçetesi çıkarmak için büyük rol düşmektedir, Türk milletinin töre ve geleneklerinden uzaklaştırılmasına karşı ortak değerler üzerinde milli bir mutabakat sağlanmalı, liyakatle görev taksimatı yapılarak toplumumuz üzerine karabasan gibi çöken bu dönemden çıkmayı kutsal bir dava gibi görmelidir.

Anayasamızın 35.maddesi “Aile, Türk toplumunun temelidir, Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri, ailenin, ananın ve çocuğun korunması için gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” demektedir. Bunun kültürel olarak kolluk gücüyle korunamayacağı aşikardır, aile sarsılırsa toplum sarsılır ilkesinden hareketle yeni nesilleri yetiştirmeyi amaçlamalıyız. İktidarda olan ya da muhalefette yer alıp iktidar olmak isteyen her düşünce toplumun alt gelir gruplarından başlayarak tüm ekonomik sınıflar için yeni bir dil geliştirmeli, çocuklu ailelerin eğitime yönelik kaygılarını gidererek eğitimde de fırsat eşitliğini sağlamalıyız.

Yine TUİK verilerine son 20 yılda Türkiye’de boşanma oranı %47 oranında artış göstermiştir, bakıldığında iki temel neden ön plana çıkmakta teknolojik gelişmeler, ekonomik ve sosyal geçimsizlik. İlk evlenme yaşının erkeklerde 28,3 kadınlarda 25,7 olduğunu görmekteyiz, evliliklerin %30’u ilk beş yıl içerisinde son bulmakta Türk ailesi yapısal değişiklikler sergilemektedir, görüleceği üzere ekonomik sebepler toplumsal yaşamda önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Bizler tüm olumsuz gidişata rağmen Türk milletine güveniyor,bu Necip milletin asırlar boyu süren hür ve bağımsız olma ülküsüne yürekten sevdalı, ülkesi için düşünen üreten kişilerolarak, yeni bir Türk aydınlanması için tüm münevverleri kamuoyu önünde göreve çağırıyoruz, Yüce Türk Devletini gelecek nesillere taşımak her bir memleket sevdalısının görevidir,

Rahmetli Cemil Meriç’in dediği gibi “Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, namuslu ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olun! Göreceksiniz çok kalabalık olacaksınız!”

Önceki Yazı Sonraki Yazı

Leave a Comment Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Footer logo

Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği İttihatçılar Ölür, İttihatçılık Yaşar.

BİRDER

  • Hakkımızda
  • Basında Biz
  • Amacımız
  • Kuruluş Nedenimiz

ADRES BİLGİLERİMİZ

Darülaceze Caddesi
Bilaş İş Merkezi B Blok Kat:3 No:33
Şişli / İSTANBUL

Facebook-f Instagram Twitter

Copyright © BİRDER. All Rights Reserved.