Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yönetim Kurulu
    • Yönetim Kurulu
    • Bilgeler Kurulu
  • İl Temsilcilikleri
  • Basında Biz
  • Amacımız
  • Kuruluş Nedenimiz
  • Anasayfa
  • /
  • ANALİZ
  • /
  • Çin-ABD Rekabetinde Türk Devletinin Önemi ve Etkisi – Altay Tuna

Çin-ABD Rekabetinde Türk Devletinin Önemi ve Etkisi – Altay Tuna

7 Mart 2025
Spread the love

Uluslararası İlişkiler tarihinde devletler birçok defa birbirleriyle rekabet halinde olmuştur. Birinci Dünya Savaşı döneminde Almanya’nın saldırgan tutumunun diğer devletlerin savunma kaygısını tetiklemesi, Soğuk Savaş döneminde ise ABD ve Rusya’nın mücadelesi bu rekabetlereörnek olarak gösterilebilir. Günümüz dünyası ise, çok kutupluluğun ve çok kültürlülüğün hâkim olduğu bir dönem olarak değerlendirilmektedir. Bugün, birçok bölgede rekabet olsa dahi dünya kamuoyunu en çok etkileyecek rekabetlerden biri, devletlerin kapsadığı ekonomik güçleri ve küresel etkilerine de bağlı olarak ABD ve Çin rekabetidir. Bu rekabetin getirmiş olduğu riskler ve sınamalar bulunmaktadır. Bu çalışmada da ABD-Çin rekabetinde, Türkiye’nin iki devlet için de alternatif bir güvenilir aktör olma imkânı ele alınacak, bu rekabetin Türkiye’ye yatırımlar vasıtasıyla ekonomi,güvenlik ve bölgesel ilişkiler kapsamında getirebileceği muhtemel risk ve fırsatlar değerlendirilecektir.

ABD ve Çin rekabeti, yakın zamanlarda belirginleşmiştirve küredeki güncel durumu direkt etkileme potansiyeline sahip bir rekabet alanı olacağı ifade edilmektedir. Bu rekabette Çin’in özellikle teknoloji alanına yapmış olduğu yatırımlar ve bu yatırımların sonucunda kısa süre içerisinde ABD’ye rakip olarak görülmesi önemli bir etken olmuştur. Çin, kısa sürede 5G ve elektrikli araç teknolojileri, yapay zeka alanında en büyük güçlerden biri haline dönüşmüştür. Bu güç, kürenin en önemli söz sahiplerinden olan ABD’de güvenlik kaygısınaneden olmuştur. ABD, bu kaygının da etkisiyle Çin menşeiliürünlere ek vergi getirmiş ve Çin şirketlerine ek denetimler getirerek baskı altına almaya çalışmıştır. Bu baskı altında Çin, kendisine uygun hem yatırım alanı olarak faydalanabileceği hem de kazan kazan ilkesi doğrultusunda kendisiyle iş birliği yapmaya sıcak devletler aramaktadır. Türkiye’de bölgesindekigücü ve coğrafi konumu nedeniyle etkin bir aktördür. ABD’nin baskısını azaltmak amacıyla alternatif yollar, ülkeler ve kuruluşlar oluşturma amacı ile hareket eden Çin’in Türkiye ile geniş iş birliği alanları bulunmaktadır. Öte yandan, hali hazırda Çin ile mücadeleye büyük bütçe ayıran ABD içinNATO büyük önem taşımaktadır. NATO’nun en güçlü ordularından olan ve 73 yıllık bir ittifak geçmişine sahip olan Türkiye ile iyi ilişkiler kurulması, dünyanın bir çok yerinde etkisi azalan ABD için kritik önemde olacaktır. Bu rekabet sonucunda Türkiye’nin her iki ülke için de oldukça değerli bir ülke olacağını ifade etmek gerekir. Çin’in Ortadoğu bölgesinde Türkiye gibi büyük bir desteğine ihtiyacı olduğu tartışmaya açık değildir. Köklü ve şanlı bir geçmişe sahip olan Türk devleti her devlet için kritik önemde olsa dahi küresel güçlerle yarışma iddiasında olan Çin için hayatidir.

ABD-Çin rekabetinin ekonomi, teknoloji ve yatırım boyutu olduğu kadar güvenlik boyutu da dikkatle incelenmelidir., Çin’in içinde bulunduğu ekonomi ya da güvenlik temelli kuruluşlar ABD için büyük risk teşkil etmektedir. Türkiye’nin bu kuruluşlara muhtemel katılımı ya da desteği ABD’yi rahatsız edecektir. Benzer şekilde Çin,Türkiye’yi tarih boyunca batıya yakın hareket etmiş ve ABD’yi karşısına almak istemeyecek bir devlet olarak suçlamıştır. Bu suçlama da Çin’in tarihten gelen Türklük korkusunu ifade etmekle birlikte Türkiye’nin uluslararası kamuoyuna entegre olmak adına atacağı adımlar her iki devleti de etkileyecektir. 

Türkiye’nin, özellikle bu hassas dönemi değeri daha da artmış ve bölgesinde etkisini sürdürmüştür. Türk Dış politikasının daha doğru şekilde yönlendirilmemiş olması bu konuda ifade edilmelidir. Ortadoğu’da yıllar süren bir savaş sonucunda Türkiye’ye mülteci akını başlamıştır ve bu konudan Türkiye derin şekilde etkilenmiştir. Bütün bu yanlış politikalara rağmen Türk devletinin önemi diğer devletler ve uluslararası kuruluşlar tarafından hem korku hem de övgü ile takip edilmektedir. Büyük Türk devleti, bölgesinde ve ötesinde güçlü kalmaya devam etmek durumundadır.

ABD-Çin rekabetinin Türkiye’ye muhtemel son etkisi ise bölgesel ilişkiler alanında değerlendirilmelidir. Türkiye hem büyük bir imkanlara sahip hem de büyük sınamalarla karşılaşmış bir bölgede yer almaktadır. Orta Doğu’ya olan yakınlığı, Türkiye’nin bölgesinde güçlü ve etkin bir faktörhaline dönüşmesine katkı sağlarken, aynı zamanda bölgede yaşanması muhtemel sorunlarda da taraf olma zorunluluğunu getirmektedir. ABD ve Çin direkt olmasa da dolaylı şekilde Orta Doğu’da varlıklarını sürdürmek istemektedir. Çin ve ABD, Suriye İç Savaşı sürecinde Suriye muhalefetiyle yakın ilişki kurmamıştır, bu ilişki eksikliği nedeniyle bugün bölge üzerinde direkt etkileri bulunmamaktadır. ABD’de başkan seviyesinde Orta Doğu’da çıkarlarının olmadığı yönünde açıklamalar yapılırken, Kürtçü terör örgütü YPG/PKK’yı destekleyerek bölgedeki geçmiş kazanımlarını korumak istemektedir. Çin özelinde ise, bölgede asker bulundurmamakla birlikte komşu Orta Doğu ülkeleriyle yatırımlar ve ekonomi vasıtasıyla iyi ilişkiler tesis edilmeye çalışılmaktadır. Buradan hareketle, Suriye’de kendi çıkarlarına uygun hareket edeceği ya da kontrollerinde olan bir yönetim bulunmamaktadır. Suriye muhalefetiyle olan yakın ilişkisi dolayısıyla Türkiye’nin, her iki devlet için de hem kritik önemde bir müttefik hem de çıkarlarına uygun olmayan bir grubu destekleyen bir devlet olarak algılanma ihtimali bulunmaktadır.

Sonuç olarak, ABD-Çin rekabetinin Türkiye’ye getireceği riskler ve sağlayacağı fırsatlar bulunmaktadır. Bufırsat ve riskler ekonomi, güvenlik ve bölgesel ilişkiler kapsamında ele alınmıştır. ABD baskısı sebebiyle yeni alternatifler arayan Çin için Türkiye oldukça kıymetli bir ülke olacaktır. Öte yandan, ABD için ise 73 yıllık NATO müttefikiTürkiye, büyük bir rekabet içinde bulunduğu Çin’e karşı, ortak dış politika ve hassasiyetleri önceliklendirilirse önemli bir devlet konumunda değerlendirilebilir. Ekonomi ve bölgesel ilişkiler konularında ise Türkiye’nin daha etkin ve güçlü bir dış politika belirlemesi gerekmektedir. Küresel güçlerin kendi politikalarına uygun hareket etmek için Türkiye ile olumlu ilişkiler sürdürmesi zorunludur. Türkiye, geçmişten gelen köklü ulus kimliği ve etkisiyle bölgesinde daha etkin ve söz sahibi bir konumda olmalıdır. Bu güç, mezhepçi politikalarla değil, Türklük bilincinin ön planda olduğu, devlet çıkarlarının önceliklendirildiği bir çerçeve ile çizilmelidir.

Önceki Yazı Sonraki Yazı

Leave a Comment Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Footer logo

Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği İttihatçılar Ölür, İttihatçılık Yaşar.

BİRDER

  • Hakkımızda
  • Basında Biz
  • Amacımız
  • Kuruluş Nedenimiz

ADRES BİLGİLERİMİZ

Darülaceze Caddesi
Bilaş İş Merkezi B Blok Kat:3 No:33
Şişli / İSTANBUL

Facebook-f Instagram Twitter

Copyright © BİRDER. All Rights Reserved.